Mısır Sanatı

Mısır Sanatı

Mısır Sanatı dört ana başlıkta toplanabilir. Bunlar:

Eski Krallık  (MÖ. 3000 -2100)

Orta Krallık (MÖ. 2100 -1560)

Geç Krallık   (MÖ. 1560 -715 )

Geç Dönem   (MÖ. 715 -332)

Mısır’da toprak eken ve hayvan besleyen çiftçilerin küçük köyleri verimli Nil nehri kıyısında kurulmuştur. Kilden kap, kacak yapıyorlar ve bunları kırmızı, siyah renkte boyuyorlar ve pişiriyorlardı. Sert taştan yaptıkları küpeler ve gerdanlıkları takıyorlardı. Bakırı ilk kez gerdanlık yapmada kullanmışlardır. MÖ 4000 yıllarında tarım gelişmiş köyler büyümüştür. Yine bu dönemde canlı renklerle boyanan vazolar, küpler, tabaklar evlerin baş süsünü oluşturmuştur. İsa’dan önce 3900’lerde bakır daha yoğun kullanılmaya başlanmış, seramik gelişmiş ve bu seramiklerin çoğuna hayvan şekli verilmiştir. Mezarları ise renkli resimlerle dolu odacıklardır. Resimlerde bütün bir hayat anlatılmaktadır. Ölünün etrafını çeviren bu hayallerle eskisi gibi hayatın devam edeceği ve resmin büyüsü sayesinde ölümün korkulacak bir şey olmasının önüne geçeceklerine inanıyorlardı. Kendi hayatlarına da düzen veren mısırlılar zamanla dağınık köyleri toparlayıp biri güney diğeri de kuzey de olmak üzere aşağı ve yukarı Mısır adıyla iki krallık kurmuşlardır.

Mısır medeniyeti insan figürü ve mekânı iki boyutlu verebilmesi için katı ölçüler belirlemiştir. Resim sanatında konu olarak cenaze törenleri ve diğer dini gelenekler işlenmiştir. Bunun dışında hükümdara hediye sunuşlar çalışan insanlar gibi konulara yer verilmiştir. Boya olarak topraktan elde edilen doğal renkler fırça olarak da çiğnenmiş kamış kıllanılmıştır. Figürlerde yüz profilden gözler önden görülüyormuş gibi yapılırdı. Vücutta, omuzlar kalçaya kadar cepheden bacaklar ise profilden verilirdi. Mısırlı ressamlar kendi kişisel dünya görüşlerini tasvir etmek yerine belirlenmiş ölçütlere boyun eğerek öncelikle bir devrin duygusunu anlatmıştır. Mısır sanatı hemen hemen bütünüyle simgeciydi. Ve kesin anlamlar iletme niyetiyle yaratıyordu. Figürlerin boyları statülerine işaret etmektedir. Figürün büyüklüğü kişinin ne kadar nüfuzlu olduğunu ifade eder. Figürlerdeki çıplaklıkta alt tabakalara aidiyeti ifade eder. Her ne kadar figürleri aynı düzlemde durdursalar da içinde bulundukları mekânı doğalcı bir yaklaşımla resmetmek gibi bir gayretten bahsedilemez. Mısırlılar hükümdarlarını birer tanrı olarak gördükleri için sonsuz mutlulukları cesetlerinin mümkün olan en görkemli şekilde saklanmasına bağlıydı ve piramitlerde bu bakış açısının yansıması olarak inşa edilmiştir. Keops, Kefren, Mikerinos Gize ovası üzerindeki önemli piramitlerdir. Firavunun sanatta nasıl tasvir edilmesini gerektiğini belirleyen karmaşık ve kesin kurallar vardır. Abu Simbel’deki tapınağın girişinde bulunan dev boyutlardaki dört adet oturan ikinci Ramses heykelinin ağır başlı ve ifadesiz yüzleri de bu resmi anıtsallık anlayışının bir ifadesidir. Fakat konu ne kadar önemsiz ise örneğin dans eden kızlar köleler gibi figürlerin tasvirleri de bir o kadar doğalcı olmuştur.