İlk Çağda Anadolu Sanatı

Hitit Sanatı


Hititler Mezopotamya dışında en büyük kültürü oluşturmuşlardır. Merkezi Hattuşaş’tır. Hitit üç bölümde değerlendirilmelidir. Eski Hitit dönemi, İmparatorluk dönemi, Geç Hitit dönemi olarak üç bölümde değerlendirilir. Eski Hitit Krallığı askeri, sivil ve dini mimarlık örnekleri bu devletin başkenti Hattuşaş da ve Boğazköy bunun yanı sıra Alişar, Alacahöyük, Eskihisar, İnandık höyüğü gibi önemli merkezlerde rastlanır. Bu yerleşmelerin hepsi surlarla çevrilidir. Kente girişi sağlayan kapılar ve bu kapıların altlarında dar yer altı geçitleri bulunmaktadır. Ve bu geçitler şehre giriş çıkışı sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Potern adı verilen bu geçitlere özellikle Alişar ve Hattuşaş’ta rastlanmaktadır. Bu dönemden günümüze en önemli anıtsal mimari örneği İnandık höyüğü IV. yapı katında ortaya çıkarılan dikdörtgen planlı tapınaktır. Eski Hitit Çağında seramik sanatında kabartmalı bezemeli vazolar önemli yer tutmaktadır. Heykel sanatı ise pişmiş topraktan veya metalden yapılmış heykellerle tanınır. Heykellerde daha çok hayvan figürleri ağır basmaktadır. Vazolarda ise insan figürleri görülmektedir. Bu vazolarda dini sahneler kutsal evlilik sahneleri de yer almaktadır. İmparatorluk döneminde başta Hattuşaş olmak üzere birçok önemli merkezde İmparatorluk dönemi sanatının mimarinin ve anıtsal heykelin gelişimine ışık tutan çok değerli kalıntılar bulunmuştur. MÖ III. Bin yılda önemli bir merkez olan Alacahöyük’teki Hitit yapı katı Alacahöyük tapınak ve saray kompleksinin ana gidişi olan sfenksli kapı ve çevresindeki kabartmalarla ünlüdür. Hattuşaş’ta olduğu gibi buradaki sfenkslerde kapı ayaklarını oluşturan dev taş bloklara oyulmuştur. İmparatorluk döneminde Anadolu’nun çeşitli yerlerine genellikle ırmak kenarlarında ve uzaktan görülebilecek yükseklikteki alanlarda kaya kabartmaları görülmektedir. Bunlar merkezi devletin gücünü hükümdarların tanrılara duyduğu saygıyı kral ve kraliçeyi tanrı ve tanrıçalarla gösteren kabartmalardır. Bu dönemlerde hayvan biçimli seramik kaplar önemli yer tutar. Hattuşaş’ta bulunan çift başlı ördek biçimli kapta olduğu gibi. Bu dönemde mühürlerde dikkat çekmektedir. Geç Hitit dönemiyle ilgili bilgiler yeterli kazılar yapılmadığı için çok kapsamlı değil tam aksine kısıtlıdır.

Frig Sanatı

MÖ 8. yy merkezleri Gordion’dur(Yassıhöyük). Ankara’nın Polatlı ilçesinin batısında yer alır. Çeşitli Frik merkezlerinde yapılan kazılarda çıkarılmış olan buluntular. Friklerin kendi dönemleri içinde oldukça gelişmiş bir uygarlığa sahip olduklarını ortaya çıkarmaktadır. Frikler özellikle madencilikte ileri gitmişlerdir. Taş, kaya ve mimaride kullanılan malzemeyi işlemek için çeşitli aletler yapmışlardır. Friklerin önde bir giriş holü bulunan bunu izleyen büyük salondan oluşan megaron planlı yapılar inşa ettikleri görülmektedir. Bulunan megaronlardan birinin zemini mozaikle döşelidir. Kaya anıtlarında kapılar oymalarla süslüdür. Kaya mezarlarının yanı sıra Tümülüslerde (toprak yığılmasıyla oluşan yapay tepelerden meydana gelen mezarlar) aynı ölçüde önemlidir. Bu mezar odalarının tamamı soyguncular tarafından yağmalandığı için mezar eşyalarından günümüze ulaşan olmamıştır. Friklerin kaya mezarlarının cepheleri ev biçiminde yapılır bazı mezarlarda ise aslan kabartmaları da görülmektedir.

Lidya Sanatı

MÖ 2000 merkezi Sard’tır. Lidya sanatında küçük el sanatları yaygındır. Lidya seramikleri biçim yönünden Yunan seramiğinden esinlenmiştir. Lidyalılar sanat ve bilim olmak üzere birçok alanda faaliyet göstermişler ve parayı bulmuşlardır. Altın ve gümüş işçiliğinde çok gelişmişler. Kolyeler, broşlar, bilezikler ve yüzükler gibi takıları günümüze bırakmışlardır. Aynı şekilde gümüş ustaları gümüşten kâseler, kepçeler, tütsü kapları ve sürahiler Lidyalıların gümüşü işlemedeki incelik ve zarafetini gösteren örneklerdir. Lidyalılar yaptıkları kimi kâseleri mitolojik figürler, bitki motifleri ve hayvan figürleriyle süslemişlerdir.

Urartu Sanatı

MÖ 9-6. yy başkentleri Tuşpa (Van)’dır. Saraylar, tapınaklar, kuleler vb. eserler vermişlerdir. Toprak kale kazılarından elde edilen ve önemli bir kısmı bir tanrı heykeline ait bir tahtın tezyinatını oluşturan bronz heykelcikler ise ense üzerinden dikey şekilde yer alan saç topuzundan anlaşılacağı üzere 7. yy Asur sitilinde Urartu eserleridir. Altın tepede bulunmuş olan kulp yerlerinde dört boğa başı bulunan bronz kazan muhtemelen 7. yy başındadır. Toprak kalede elde edilmiş olup, bugün Berlin Müzesinde ve Britişh Müzesinde bulunan kalkanların büyük bir kısmı Urartu devletinin son devirlerinde yapılmıştır. Urartu eserleri incelendiğinde onlara has olan bazı sitil özellikleri göze çarpmaktadır. Urartu bronz eserlerinde özellikle halka şeklinde stilizasyonlar göze çarpmaktadır. Aslan tasvirlerinde boyun üzerinde yele buruşuğunun yukarı kısmında bir halka biçiminde son bularak kulağı meydana getirmesi veya alt dudağın yine halka biçiminde çene altına kıvrılması kuyruğun bir çember gibi yuvarlak şekilde tasvir edilmesi ayak adalesinin üst kısmında bir küçük yuvarlakla süslenmesi bir nevi halka sitilini meydana getirmektedir. Aynı halka şekilli süsleri boğa tasvirlerini buklelerinde yelelerinde ve kuyruğu sıkan kurdelenin iki yanında görürüz. Büyük bronz kazanların kenarlarını kulp vazifesi görmek üzere süsleyen kadın büstlerinin göğüslerindeki üçgenlerin tepelerinde görülen küçük yuvarlak süslerde halka şeklinde stilize etme modasının birer görüntüsüdür. Bu stil 8. yy olduğu gibi 7. yyda da devam eder fakat 7. yy ve 6.yy aslanlarında halka stilinin yerine bazı uzuvların şişkin bir şekilde stilize edildiği görülür. Buda Urartu eserlerine dair bir özellik olarak belirmektedir.